Başkan Erdoğan Kadın ve Adalet Zirvesi'nde

23.11.2018 - Cuma 15:43

İstanbul (CUHA) - Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Çalışma hayatındaki 9 milyon 122 bin kadınımız, ülkemizin gücüne güç katmış, üretimleriyle, başarılarıyla yüzümüzü ağartmışlardır. Kadınlara sadece iş hayatında adalet sağlamakla kalmadık, kadına yönelik şiddetin her türlüsünü en ağır şekilde cezalandırma yoluna gittik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’ne katıldı.

Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen etkinlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“KADINI İŞ HAYATINDAN, ERKEĞİ EVDEN TECRİT EDEN ANLAYIŞ, AİLE KAVRAMINA DARBE VURUR”

Zirvenin konusunun “ailenin güçlendirilmesi” olarak belirlenmesini isabetli bulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadının, ailenin ayrılmaz bir parçası ve lokomotifi; ailenin de kadınla erkeğin ortak sorumluluğunda teşekkül eden ve yaşayan hayati bir müessese olduğunu söyledi.

Sanıldığı gibi ailede ev işlerinin kadına, geçim işlerinin erkeğe yüklenmesi gibi kati bir ayrımın söz konusu olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadını iş hayatından, erkeği de evden tecrit eden bir anlayışın daha en başından aile kavramına darbe vurarak işe başladığını kaydetti.

Aile kurumunun güçlü olmadığı bir toplumun geleceğinin, kadın ve erkek için aynı derecede karanlık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim medeniyetimizde eşlerin birbirine, Rabbimizin emri üzere rahmet, sevgi, saygı, nazarıyla bakma mecburiyeti vardır. Dikkat ederseniz bu yaklaşım, iki taraflı bir ilişki biçimini tarif eder” diye konuştu.

“KÜLTÜR KÖKLERİMİZDE CİNSİYET AYRIMCILIĞI YOKTUR”

İnsanın, cinsiyetinden bağımsız olarak sorumluluklarının olduğunu; erkek ve kadın olarak ise sahip olduğu özelliklere göre mesuliyetlerinin bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Yaradılıştan beri var olan bu hakikatlere rağmen, kadını ve erkeği ısrarla, insan sıfatının üstünde ve ötesinde haklara, yükümlülüklere tabi tutma gayretleri sonradan ortaya çıkmıştır. Her insanı, cinsiyetinden rengine kadar tüm farklılıklarının ötesinde, Allah’ın yarattığı bir varlık olarak gören bir inancın mensupları olarak, kadına ayrımcılık yapmamız zaten mümkün değildir.”

Türk kültürünün köklerinde cinsiyet ayrımcılığının olmadığını; ancak tarihte yaşanmış, Türk kültürüne ve inancına aykırı bazı yanlış uygulamaları da görmezden gelmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat ‘suimisal emsal olmaz’ ilkesi gereği, sadece kötü örneklerden yola çıkarak bir yere varamayız” dedi.

“EKSİKLERİMİZİ KENDİ GERÇEKLERİMİZ İÇİNDE TARTIŞARAK DOĞRUYU BULACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı ülkelerindeki insan, kadın çocuk ve hayvan hakları konusundaki büyük tartışmaların arkasında yaşanmış çok büyük acıların, ihlallerin ve istismarların bulunduğunu, Türkiye’nin tarihinde ise böyle acı kırılmaların bulunmadığını, sahip olunan inanç ve kültürün buna izin vermediğini kaydetti.

Buna rağmen eksiklerin, varsa yanlışların konuşulup tartışılacağını, yanlışların telafi edilmesi için neler yapabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunulacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat bunu yaparken hareket noktamız, kendi tarihimiz ve kendi kültürümüz değil de, bizden çok farklı tecrübelerin yaşandığı Batı dünyası olursa, doğru yere varamayız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Dün kadını en bayağısından bir meta olarak kullanan zihniyetin, bugün kadını, yine meta anlayışıyla ama bu defa ‘eşitlik’ ambalajı içinde kullanıyor olması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye’nin son 200 yılında, her konuda olduğu gibi, kadın hakları meselesinde de sürekli savrulmalar yaşadık. Asırlar boyunca insanları, boyunlarına, ayaklarına, kollarına zincir vurarak kitleler hâlinde mal gibi satan ve çalıştıran, bunlar içinde kadınları ve çocukları daha da aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir. Cenneti annelerin ayakları altına seren, kadına ‘sultan’ benzetmesi yapan, onlara güler yüz göstermeyi, şakalaşmayı, yumuşak olmayı, iyi davranmayı tavsiye eden bir medeniyetin böyle bir referansı olamaz. Biz kendi meselelerimizi, kendi eksiklerimizi, kendi hatalarımızı kendi gerçeklerimiz içinde tartışarak doğruyu bulacağız. Ülkemizdeki kadın hareketlerinin pek çoğunun toplumumuzda makes bulmamasının gerisinde, hareket noktalarının yanlış olması yatar.”

“BUGÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NDE 104 KADIN MİLLETVEKİLİ BULUNUYOR”

AK Parti’nin en büyük başarılarından birinin, kadına, çocuğa, yaşlıya, engelliye, dezavantajlı diye tarif edilen kesimlere özel önem vermesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kesimlerin her birinin toplumda hak ettikleri yere gelebilmeleri için çok gayret gösterdiklerini ve çok imkân sağladıklarını söyledi.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, 53’ü AK Partili 104 kadın milletvekili bulunduğunu, üniversitelerde öğretim elemanlarının, mimar ve avukatların yüzde 44’ü kadınlardan oluştuğunu, hâkim ve savcıların yüze 31’inden, diplomatların yüzde 20’den fazlasının kadın olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın oranının öğretmelerde yüzde 56’yı, bankacılarda ise yüzde 51’i bulduğuna dikkat çekti.

Toplam kamu istihdamında kadın oranının yüzde 38’e yaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim dönemimizde kadınların istihdama katılma oranı yüzde 28’den yüzde 38’e, istihdamdaki kadın oranı da yüzde 21’den yüzde 30’a yükseldi. Çalışma hayatındaki 9 milyon 122 bin kadınımız, ülkemizin gücüne güç katmış, üretimleriyle, başarılarıyla yüzümüzü ağartmışlardır. Kadınlara sadece iş hayatında adalet sağlamakla kalmadık, kadına yönelik şiddetin her türlüsünü en ağır şekilde cezalandırma yoluna gittik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, kadınlara yönelik hizmetlerden, reformlardan ve uygulamalardan örnekler verdi. Ortaya koydukları uygulamalarla ailelerin bir arada hayatlarını huzur içinde sürdürmelerini amaçladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyoruz ki, imkânsızlık veya sair sebeplerle ailede yaşanacak huzursuzluktan en çok ve en önce kadınlarımız etkilenecektir. Bu bakımdan aileye verilen her desteği, kadına verilen destek olarak görmenin yanlış olmayacağını düşünüyorum” dedi.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE KADINLA ERKEĞİ HER ANLAMDA EŞİT TUTARAK ELDE EDİLMİŞ BİR ADALET YOKTUR”

Düzenlenen zirvenin adında yer alan adalet kavramına işaret ederek bu kavramın herkese hakkını verme yönüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkese hakkını vermek demek, bir şeyi herkese eşit şekilde dağıtmak veya herkese aynı şekilde davranmak anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Büyükle küçüğün aynı terazide tartılamayacağını, güçlüyle zayıfın aynı yarışa sokulamayacağını, zalimle mazlumun aynı dairede tutulamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hz. Mevlana’nın ‘adalet bir şeyi yerli yerine koymak, zulüm ise bir şeyi olmaması gereken yere yerleştirmektir’ tanımını önemli gördüğünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şayet, her şeyi yerli yerine koymazsak, zulüm yoluna girmiş oluruz. Cinsiyet konusunda da aynı durum geçerlidir. Yaradılıştan gelen fiziki özelliklerini, duygusal farklılıklarını, becerilerini gözetmeden erkeği ve kadını aynı kefeye koyarak adil davranmış olmazsınız. Dikkat ediniz burada kadının eksikliğinden değil, fıtri farklılığından kaynaklanan bir ayrışma söz konusudur. Dünyanın hiçbir yerinde kadınla erkeği her anlamda eşit tutarak elde edilmiş bir adalet yoktur. Önemli olan, her iki cinsin öne çıkan hususlarını en ideal şekilde değerlendirerek bir denge kurabilmek ve hakların adil bir şekilde dağılmasını sağlamaktır. Cinsiyet ve adalet konusunda yapılmış araştırmalarda ve kullanılan ölçeklerde görülen en büyük eksik işte budur. Kadını ve erkeği aynı çizgiden yarışa başlamaya zorlayarak zaten ilk adımıyla adaletsizliğe açılan bir anlayıştan, insanlığın hayrına sonuçlar üretmesini beklemek mümkün gözükmüyor.”

Gerçeklikten kopuk akımların peşinden gitmek yerine, hak merkezli bir yaklaşımla kadın, adalet, aile meselelerini konuşmanın, tartışmanın daha doğru olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de de geçmişte bu yönde yapılmış yanlışların olduğunu, ideolojik tartışmalarda kadının hep bir sembol olarak kullanılmasının kendilerini rahatsız ettiğini kaydetti.

“TÜRKİYE, KADINLARIMIZIN SİYASİ, SOSYAL, EKONOMİK HAKLARI KONUSUNDA ÇOK İLERİ BİR SEVİYEYE ULAŞMIŞTIR”

“Milletimizin değerlerine, kültürüne, tarihine düşmanlıklarını alenen ifade edemeyenler, husumetlerini genç kızlarımızın, eşlerimizin, annelerimizin başörtüleri üzerinden sahaya yansıtmaya çalışmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti devrinde başlayıp yakın zamanlara kadar süren bu tartışmaların, Türkiye’ye çok fazla enerji ve zaman kaybettirdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Kızlarımızı okula, aile hayatına, iş hayatına, sosyal ve siyasi hayata kazandırmaya çalışmak yerine, başörtülerini bahane ederek kamudan dışlamaya yönelenler, milletimizden hak ettikleri cevabı hep almışlardır. Hamdolsun bugün Türkiye, o günleri geride bırakmanın verdiği güçle, her alanda olduğu gibi, kadınlarımızın siyasi, sosyal, ekonomik hakları konusunda da çok ileri bir seviyeye ulaşmıştır.”

Önümüzdeki dönemde, kadınların adalet taleplerine hep birlikte daha güçlü cevaplar üreteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nin başarılı geçmesi temennisinde bulunarak ve zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek tamamladı.

Zirveye; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, KADEM Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, KADEM üyeleri, Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda bakan, akademisyen, araştırmacı, gazeteci ile iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.

Açılışta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a; KADEM Başkanı Gümrükçüoğlu, derneğin “Sığınmacı Kadınların Gözüyle İstanbul” isimli fotoğraf albümünü, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk da tablo hediye etti.

YORUM YAZ