Kılıçdaroğlu, CHP Grup Toplantısında konuştu

24.07.2018 - Salı 13:05

Ankara (MNT) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, 23 Temmuz'un Erzurum Kongresi'nin 99. yıl dönümü olduğunu anımsatarak, Falih Rıfkı Atay'ın kongrenin nasıl yapıldığı ve hangi kararlar alındığına ilişkin yazdığı hatıralarını paylaştı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, 23 Temmuz'un Erzurum Kongresi'nin 99. yıl dönümü olduğunu anımsatarak, Falih Rıfkı Atay'ın kongrenin nasıl yapıldığı ve hangi kararlar alındığına ilişkin yazdığı hatıralarını paylaştı.

Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin şu an en temel sorunu yargıdır. Yargı tutsaktır, rehin altındadır. Rehin altında bir yargı olur mu?" dedi.

"Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kişiye teslim edilecek bir devlet değildir. Ruhunda Kuvayımilliye vardır." diyen Kılıçdaroğlu, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile Kurtuluş Savaşı'nda mücadele verenlerin Batının egemenleriyle masaya oturduğunu, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Sevr Antlaşması'nı yırtarak, çöpe attığını dile getirdi.

Atatürk'ün, "Siyasi, adli, iktisadi ve mali bağımsızlığı imha ve sonuç olarak yaşama hakkımızı inkar ve ortadan kaldırmaya yönelik olan Sevr Antlaşması bizce mümkün değil." dediğini ve çöpe attığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sarayda oturan saltanatın imzaladığı anlaşmayı Mustafa Kemal ve arkadaşlarının reddettiğini söyledi.

Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin tapusunun tescil edildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "O tapunun bize kadar gelmesini sağlayan iki önemli aktör vardır. Biri Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ikincisi İsmet İnönü'dür." diye konuştu.

Atatürk ve İnönü'nün her alanda bağımsızlığı savunduğunu, kişinin, sarayın kulu olmasının önüne geçtiğini, cumhuriyeti ve eşit yurttaşlığı getirdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, bugünlere kanla, gözyaşıyla kazanılan zaferlerle gelindiğini vurguladı.

Türkiye'nin binlerce yıllık devlet geleneği olduğuna, kimseye boyun eğmediğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Saray boyun eğdi, sonra kaçmak zorunda kaldı. Düşman gemisiyle kaçmak zorunda kaldı ama bu ülkede yaşayanlar onurlarıyla yaşadı ve kendi geleceklerini onurlarıyla çizdiler. Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırları, anlaşmalarla kurulmamıştır; kanla, gözyaşıyla kurulmuştur. Avukat bürolarında hazırlanmamıştır, insan hayatıyla bedel ödenmiştir, yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla bedel ödenmiştir. Ama üzülerek ifade edeyim ki ödediğimiz bedeller yeterince genç kuşaklara anlatılmamıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ü genç kuşakların bir bölümü Kenan Evren'in gözüyle görmüş ve öyle tanımıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, o Atatürk değildir. İki temel değeri üzerinde durur Atatürk. 'Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir, ben hiç kimseye boyun eğmeyeceğim' der. 'Kendi ülkemde, bayrağımın altında aç da kalsam, özgürce yaşayacağım' der. Bundan daha güçlü bir mesaj olabilir mi? Bağımsızlığın ne kadar değerli olduğunu bilen Mustafa Kemal, bağımsızlığın nasıl kurulması gerektiğini de biliyor. Ve şöyle diyor, 'savaş meydanlarında kazanılan zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa ülkenin bağımsızlığı tehlikeye girer.' Bugün geldiğimiz nokta budur. Ekonomik bağımsızlık yani Türkiye'nin üretimden koparılması Türkiye'yi farklı bir sürece sokmuştur ve Türkiye bugün tefecilerin, dayattığı kurallarla yönetilir hale gelmiştir."

Bugünün, Basın Özgürlüğü Günü olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, basının baskı altında bulunduğunu savundu.

Ece Sevim Öztürk'ün 15 Temmuz darbe girişimini araştırdığı için hapse atıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "15 Temmuz'un ayrıntılarından neden korkuluyor?" sorusunu yöneltti.

Türkiye'nin basın özgürlüğünde, 180 ülke arasında 157'nci sırada bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ve 140'tan fazla gazetecinin hapiste olduğunu belirterek, "Biz demokrasiyi, medya özgürlüğünü savunacağız." dedi.

Kılıçdaroğlu, televizyona çıkmak için kanal yöneticilerine çağrıda bulunarak, "Hangi gazeteci daha muhalifse onu da çıkar, katılmayan şerefsizdir. Ama asla çağıramazlar çünkü halkın doğruları öğrenmesini istemiyorlar." ifadelerini kullandı.

Tutuklu CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun da gazetecilik yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, Berberoğlu'nun suçu olmamasına karşın iktidarın isteği üzerine hapishanede tutuklu, yani esir olduğunu ileri sürdü.

Berberoğlu'nun demokrasi kahramanı olduğunu vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Olay Enis Berberoğlu olayı olmaktan çıkmıştır. Olay, Berberoğlu ailesinin olayı da değildir. Olay CHP milletvekilinin tutuklu olması olayı da değildir. Olay bir Türkiye olayıdır, bir demokrasi olayıdır artık. Gönlümüzde yatan mahkemeler bağımsız olsun, herkes hukukun üstünlüğüne ve vicdanına göre karar versin ama talimatla karar veren mahkemeler var. Bakıyor, 'nasıl karar verirsem sarayın gözüne girerim, Yargıtayın yolu açılır, terfi edebilirim' diye bunu düşünen kişiler asla ve asla hakim değildir, yargıç da değildir. Onlara unvan verilecekse onlara yakışan en güzel unvan, yargıya ihanet edenlerdir. Türkiye'nin şu an en temel sorunu yargıdır. Neden biliyor musunuz? Yargı tutsaktır, rehin altındadır. Rehin altında bir yargı olur mu? Rehin altında, ipotek altında, baskı altında."

Yargının Berberoğlu'na ilişkin kararı son güne kadar beklettiğini ifade eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Adli tatilin başlayacağı günden bir gün önce kararlarını verdiler ve sonra hep beraber tatile çıktılar. O tatil size haram olsun." diye konuştu.

YORUM YAZ